YALAN GÖZLERİN Makâm : Hicâz Usûl : Düyek Şiir : Rıza Tevfik Bölükbaşı Güftekâr - Bestekâr : Suat Sayın
Türk Sanat Müziği'nin kafamda her daim yarattığı bir muamma var: Nasıl oluyor da o kadar derin duygularla yazılmış ağdalı sözler ve zengin müzik insanı hem hüzünlendirip hem de keyiflendirebiliyor? Hababam sınıfının müziğinde de var böyle bir etki, ama o daha çok müziğin temposuyla ilgili. Neşeli sahnelerde hızlı, hüzünlü sahnelerde yavaş.Melodi aynı melodi :)
Neyse, konunun özünden uzaklaşmayalım. TRT 4'ün taa o zamanlar akıl ettiği karaoke mantığını oldum olası takdir etmişimdir. Sözleri ekrana verip seyirciyle kurduğu interaktif duygu sayesinde hangimiz öğrenmedik bir çok şarkıyı? O zaman siz dinleyeyazın, ben de işime geri döneyim, patrondan fırçayı yemeyeyim. 'Benii hüll yaaalaraaa salan gözz (burada bir kreşendo) leeeeeeee rin...'
...Pulp Fiction'daki Mr. Wolf'tan 'Kriz Yönetimi' dersi alırdım. O nasıl bir işbitiricilik, soğukkanlılık, pislik temizlettiricilik ve dakiklik ???? Herşey bir bir hallolurken olayları kahvesini yudumlayarak seyretmesi de karizmaya ayrı bir sos!
güzel manzara-güzel müzik-güzel kahveyi bir arada bulabilmek, ve bunun için bir servet ödemek zorunda kalmamak
Normalde çamur renginde olan, içinde sazandan başka canlı bulunmayan Vltava Nehri bile yağmur sonrası Boğaz kokabiliyor. Ya da ben İstanbul'u çok özledim...